Bir RNA virüsü olan COVID-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020’de küresel salgın olarak ilan edildi. Küresel pandeminin şiddeti artıkça, yeni önlem arayışına girildi ve bu arayışların sonuçları üç önemli madde altında toplandı: maske, mesafe ve temizlik.

 Maske kullanımına alışkın olmayan halk bu durumu yadırgadı ve daha önce maske kullanımına gerekli görülmeyen birçok meslekte, çalışanların aniden maske takması istendi. Hatta uzun süreli maske kullanımının sağlıksız veya tehlikeli olabileceği endişelerine yol açtı. Tüm bunlara bakarak söyleyebiliriz ki hayatımıza bir anda dahil olmuş olan bu maskelerin bizlere birçok fizyolojik ve psikolojik etkisi olmuştur. Şimdi biraz bunlardan bahsedeceğiz.

N95 Mask

Fizyolojik Etkiler

 Virüs bulaşmasını azaltmada etkili olduğunu bildiğimiz maskeler hakkında tartışırken akla ilk genel soru şu olur: Maske solunumda herhangi bir değişikliğe sebep oluyor mu?

 Araştırmacıların N95 maske kullanarak yaptıkları ölçümlerde, bir saat kadar bir süre boyunca maskenin tipik mesleki aktivite olan hafif yürüyüş sırasında solunumu etkilemediği sonucuna vardılar. Daha sonra bu çalışmanın süresini dört saate çıkararak tekrarladılar ve maskenin nefesle verilen nemi tutması sonucu inhalasyon ve ekshalasyon direncinde %3 kadar artış buldular. Ancak araştırmacılar, bu direncin maskeyi takan kişi için fark edilmeyecek kadar küçük olduğu sonucuna vardılar. Ayrıca bu direnç kullanılan maske türüne göre de değişkenlik gösterir, daha az sıkı oturan bez maskelerin solunum direnci üzerinde daha az etkisi olacaktır.

 Maskelerin uzun süreli (12 saat ve üzeri) kullanımı baş ağrısı, sersemlik ve hissedilen nefes darlığı şikayetleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu problemler gerçek bir oksijen eksikliğinin oluştuğunu desteklemese de baş ağrısı maskeyle birlikte siperlik ve/veya koruyucu gözlük takan birçok kişinin şikayetçi olduğu ortak bir problemdir. Yapılan araştırmalar 4 saatten uzun süre maske takan ve önceden baş ağrıları olan kişilerde baş ağrılarının gelişme olasılığının daha yüksek olduğunu gösterdi. Bunun sebebi oksijensizlikten ziyade maskenin, sıkı elastik lastiklere sahip olan yapısından kaynaklanıyor gibi görülmektedir. Dolaylı faktörler de maske takarken baş ağrısına katkıda bulunabilir, örneğin düzensiz yeme alışkanlıkları, uyku yoksunluğu, fiziksel ve duygusal stres gibi maske takmakla ilgisi olmayan faktörler de baş ağrısına sebep olabilir. Özellikle pandemiyle birlikte hayatımıza giren “yeni normal”lere alışma sürecimizde bir çoğumuz bu tarz sorunlarla karşılaştı.

 Baş ağrısının yanı sıra akne, burunda yara, yüzde kaşıntı ve döküntü/tahriş gibi rahatsızlıklar da insanların yakındıkları sorunlardan oldu. Sonuç olarak, maskeler ciddi fizyolojik değişikliklere neden oluyor gibi görünmese de baş ağrıları ve yüz tahrişi dahil olmak üzere bazı rahatsızlıklara neden oluyor gibi görünmektedir. Çoğu kişinin N95 gibi tıbbi sınıf maskeler takması gerekmediğinden, gevşek kumaş tipi maskeler kullanan kişilerde solunum darlığı veya belirtilen diğer rahatsızlıklar oluşması beklenmez.

Psikolojik Etkiler

 Öz Belirleme Kuramına göre insanların optimal refaha erişebilmesi için üç evrensel temel psikolojik ihtiyacı bulunur: Özerklik, ilişkili olma ve yeterlik. Bu temel psikolojik ihtiyaçlardan yola çıkarak maskenin bizlere olan etkilerini inceleyelim.

 Özerklik, kişinin davranışları üzerinde özgür iradesi olması ve seçim yapma özgürlüğüdür. Birey, özerkliğinin kısıtlandığını düşünürse/hissederse özgürlüklerine yönelik bir tehdit algılarlar ve bir tepki oluştururlar. Bu durumu spesifik olarak maske kullanımı için incelersek; bireylerin toplum içerisinde kullandığı ortak alanlarda maske takmasının zorunlu hale getirilmesi, kişilerce özerkliklerine yapılan bir tehdit olarak algılanmasına sebep olabilir. Bu durumun önüne geçmek için maske takmanın bize dayatılan bir zorunluluk olarak görülmeyip, COVID-19’dan korunmak için alınan bir önlem olarak görülmesidir.

 İlişkili olma, bireyin toplumun diğer üyeleriyle sosyal olarak bağlı olma ihtiyacını ifade eder. İnsanlar, kendini ait hissedebileceği grupların bir parçası olmak ister ve sosyal ilişkiler arar. Bu nedenle uyum sağlamanın bir yolu olarak grubun çeşitli normlarına uyma olasılıkları yüksektir. Yapılan bir araştırmada katılımcıların sosyal olarak kabul edilebilir olduklarını algıladıklarında maske takmak konusunda daha rahat oldukları gözlemlenmiştir.

 Bireylerin içerisinde bulundukları gruplar, “biz” ve “onlar” ayrımı, desteklediği siyasi parti hatta toplumsal cinsiyet normları maske takmaya yönelik tutumlarını olumlu veya olumsuz yönde ciddi ölçekte etkiler.

 Yeterlik, bireylerin kendi kapasitelerini kullanabilmeleri sonucu ortaya çıkan “yeterli olma” durumudur. Bunu bir olay/durum karşısında nasıl bir tavır sergilemesi gerektiğinin bilinmesi olarak da açıklayabiliriz. Konumuzla alakasına gelirsek, maske takıp takmama konusu pandeminin başlarında önemli bir sorundu. İnsanların bu muammadan kurtulmak için daha yetkin (doktorlar ve/veya bilim insanları) kişilerin tavsiyelerini dinlemek istese de fikir birliği bulunmadığından dolayı kişiler ne yapması gerektiği konusunda çıkmaza düştü. Üstelik bu yetkin kişilerin de sık sık düşüncülerini ve verdiği tavsiyeleri değiştirmesi de halkın karmaşık mesajlar almasına yol açmıştır.

 Tüm bu karışık mesajlar ve bilgi kirliliği, üç temel ihtiyacın sonuncusu olan yeterlik ihtiyacımızı tehdit ediyordu. Bu belirsizlik de maske takmaya karşı olan olumsuz tavrın nedenleri olarak açıklanabilir.

Sonuç olarak;

 İnsanların maske takmaya yönelik olumsuz tavırların maskenin insanda neden olduğu fizyolojik bir etkiden ziyade psikolojik nedenlerden, daha açık olunursa insanların üç temel psikolojik ihtiyacını karşılama girişimlerinden kaynaklandığı görülmektedir.

Referanslar

Scheid, J. L., Lupien, S. P., Ford, G. S., & West, S. L. (2020). Commentary: Physiological and Psychological Impact of Face Mask Usage during the COVID-19 Pandemic. International journal of environmental research and public health17(18), 6655. https://doi.org/10.3390/ijerph17186655

Signori, D., Bellani, G., Calcinati, S., Grassi, A., Patroniti, N., & Foti, G. (2019). Effect of Face Mask Design and Bias Flow on Rebreathing During Noninvasive Ventilation. Respiratory care64(7), 793–800. https://doi.org/10.4187/respcare.06269

Ryan, R. M., & Deci, E. L. (2000). Self-determination theory and the facilitation of intrinsic motivation, social development, and well-being. The American psychologist55(1), 68–78. https://doi.org/10.1037//0003-066x.55.1.68

Ueki, H., Furusawa, Y., Iwatsuki-Horimoto, K., Imai, M., Kabata, H., Nishimura, H., & Kawaoka, Y. (2020). Effectiveness of Face Masks in Preventing Airborne Transmission of SARS-CoV-2. mSphere5(5), e00637-20. https://doi.org/10.1128/mSphere.00637-20

Swain I. D. (2020). Why the mask? The effectiveness of face masks in preventing the spread of respiratory infections such as COVID-19 – a home testing protocol. Journal of medical engineering & technology44(6), 334–337. https://doi.org/10.1080/03091902.2020.1797198

4.8/5.0 Article rating
5 Reviews
Sizce bu yazı etkili miydi? Kendimizi daha çok geliştirebilmemiz için bize yardımcı olun!
  1. Wow!
  2. Mmm
  3. Hmm
  4. Meh
  5. Pff