“DNA yalan söylemez, klişeleri yıkar!”

Prof. Stefania Sarno &  Prof. Davide Pettener

Bilindiği üzere İtalyanlar “Risorgimento” ile ulusal birliklerini 19. yüzyıl gibi geç bir dönemde sağlayabilmişlerdir. Roma’nın çöküşünden sonra Barbar istilası, Napolyon ve Avusturya-Macaristan’ın bu topraklar üzerine verdikleri siyasi ve dini hegemonya kavgası gibi olaylar İtalyan yarımadasının bir birlikteliğe kavuşmasını ve yek bir otoriteye sahip olmasını zorlaştırmıştır. Nitekim Giuseppe Garibaldi ve Sardinya-Piemonte Krallı Vittorio Emanuele II sayesinde sağlanan İtalyan birliğinin önünde daha büyük bir sorun bulunmaktaydı. Yüzyıllarca ayrı ve kendi yerel diyalektiklerini konuşan İtalyanların kültür ve dil birliği bulunmamaktaydı. Massimo D’Azeglio’nun “İtalya birleştirildi, şimdi ise İtalyanları birleştirmemiz gerek” (L’Italia è fatta. Restano da fare gli Italiani) sözü herkesin aklındadır. Bugün bile İtalya’da teknik olarak bu dil ve kültür birliği, küreselleşme ve medya etkisine rağmen sağlanamamıştır. Her bölge kendi kültür, gelenek ve diyalektiğini konuşmaya ve yaşatmaya devam etmektedir. Fakat ülke içindeki bu farklılıklar çoğu zaman vatandaşların birbirlerini önyargılı, burnu havada ve nitekim de bölgelerin kendi aralarında ırkçı yaklaşımlara maruz kaldıklarını da göstermektedir. Bu yaklaşımlar Güney İtalya’dan, özellikle Sicilia ve Calabria’dan; Kuzeye, özellikle de Piemonte, Liguria ve Lombardia’ya yapılan göçler ile daha da güç kazanmıştır. Daha çok tarım ve turizm üzerine kurulu ekonomiye sahip Güney İtalyan ekonomisi, ekonomik buhran ve savaş sonrası ekonomik sıkıntılar yüzünden sanayinin özellikle oto-sanayinin gelişmiş ve ekonomik anlamda halklara bir gelir kaynağı olma potansiyeli taşıyan bu kuzey bölgelerine göç etmelerini zorunlu hale getirmiştir. Tüm bunlara ek olarak 1989 yılında kurulan ve şu anda ülkede önemli söz sahibi parti niteliğinde olan Lega Nord Partisi, Kuzey İtalya’nın 6 önemli bölgesinin (Piemonte, Lombardia, vb.) İtalya’nın geri kalanından çok farklı olduklarını ve İtalyadan ayrılmaları gerektiğini savunmuşlardır.

Fakat bu bölgeler ne kadar dil ve kültür bakımından farklılıklar gösterseler de 2020’nin başlarında Pandeminin İtalya’yı etkisi altına almasından hemen önce yapılan bir genetik araştırmada hiç de öyle olmadığı gösterilmiştir. Bologna Üniversitesi Biyolojik, Jeolojik ve Çevre Bilimleri Bölümünün seçkin antropologlarından biri olan Prof. Davide Pettener, Prof. Stefania Sarno ve “Aleramici in Sicilia” projesinin organizatörü Fabrizio Di Salvo tarafından gerçekleştirilen bu araştırma şu anda “le Vie Aleramiche” adı ile belgesel olarak hazırlanma aşamasındadır. 3000 İtalyan mitokondriyal  DNA’sının incelenmesi sırasında bu genlerden 900’ünde çarpıcı ve bir o kadar da şaşırtıcı bir gerçek ortaya çıkardı: Bir “Tersine göç”. Mitokondriyal DNA’ların paternal (Y) kromozomu bölünmüş İtalya panoramasını Kuzeybatı ve Güneydoğu olarak ortaya koyarken, öte yandan maternal (X) kromozomu bu şekilde homojenlik göstermemekteydi. Bu durum ise kadınların yarımada içerisinde bir hareketliliğinin olduğunu, yani Kuzey ile Güney’de bulunan toplulukların birbirleri ile olan bağlantısını ortaya koymaktadır. Bu durum da 1900’lerde Güneyden Kuzeye gerçekleşen göçün tam tersi bir göç “Tersine Göç” söz konusudur diyebiliriz. Sicilya soy isimleri üzerine yapılan toponimik çalışmalar da bu durumu doğrular niteliktedir. Öte yandan Prof. Davide Pettener ve Prof. Stefania Sarno; Normanlar, Aleramici ve Cenevizlilerin de dokuzuncu ve on dördüncü yüzyıllar arasında Sicilya’ya göç ettiklerini ifade ederken “DNA yalan söylemez” sözünü de eklemektedir.

Fabrizio Di Salvo’nun L’Idea Magazine ile gerçekleştirdiği bir röportajda Orta Çağ’da kadınların evlilik ve miras konuları nedeni ile farklı bölgelere hareket etmeleri, erkeklere göre çok daha yaygın ve kolay olması nedeniyle Bologna Üniversitesinin kadın hareketliliğinin üstünde daha fazla durarak araştırmalarını kadın üzerine yoğunlaştırdıklarını ifade etti.

Sonuç olarak genetik araştırmaların ortaya çıkardıkları bilgiler doğrultusunda Lega Nord gibi popülist partilerin ve destekleyicilerinin geç birliğe sahip olmuş İtalyanların aslında o kadar da farklı olmadığıdır. Şu anda güneyden kuzeye yapılan iç göç ve karşıtlığının birkaç yüzyıl önce tam tersi bir yönde olduğunu ortaya koymuştur. Bugün ne kadar devletler, bölgeler ya da sınırlar doğrultusunda hareket şansımız kısıtlansa da insanlar yüzyıllar boyunca hareketliliğe sahip canlılardı ve sürekli birbirleri ile iletişim halindelerdi. Bugün ne kadar birbirimizden uzak veya uzaklaştırılsak da aslında her birimiz yakın bir tarihte bir ortaklığa sahibiz. Yuval Noah Harari’nin de kitaplarında sürekli bahsettiği gibi, bizi diğer primat akrabalarımızdan ayıran özelliğimiz olan sosyalliğimizdir.

Referans: Piemonte, Liguria e Sicilia unite dal DNA. La conferma di antiche migrazioni dal nord al sud dell’Italia avvenuta mille anni fa. il 15/07/2020 (https://www.monferratowebtv.it/2020/07/15/piemonte-liguria-e-sicilia-unite-dal-dna-la-conferma-di-antiche-migrazioni-dal-nord-al-sud-dellitalia-avvenuta-mille-anni-fa/)

No Article rating
0 Reviews
Sizce bu yazı etkili miydi? Kendimizi daha çok geliştirebilmemiz için bize yardımcı olun!
  1. Wow!
  2. Mmm
  3. Hmm
  4. Meh
  5. Pff